Denizli yakınlarındaki Pamukkale, bembeyaz traverten terasları ile tanınır: sıcak ve mineral bakımından zengin kaynak suyunun binlerce yıl boyunca bıraktığı kireç tortularıyla kaplı bir yamaç ve üzerinde sığ havuzcuklar. Uzaktan bakıldığında yamaç gerçekten de pamuk ya da kar gibi görünür; adını da buradan alır.
Terasların hemen üstünde Hierapolis antik kentinin kalıntıları yer alır. Antik çağda bir şifa ve kaplıca kenti olan Hierapolis'te büyük bir tiyatro, uzun sütunlu caddeler ve Anadolu'nun en büyük antik mezarlıklarından biri bulunur. Pamukkale ve Hierapolis birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndedir ve Türkiye'nin en bilinen yerlerinden biridir. Ziyaretçilerin çoğu travertenlerden yukarı yürür, ardından üstteki antik kenti gezer.
Pamukkale'yi ilk kez görecekseniz şunu bilmekte fayda var: terasların tamamı her zaman suyla dolu değildir; bazı bölümler kuru ve bembeyaz, bazıları ise mavi sığ havuzlarla kaplıdır. Fotoğraf için en güzel ışık genellikle sabahın erken saatleri ve gün batımına yakın saatlerdir. Antik kentte ise tiyatronun üst sıralarından vadiye ve ovaya doğru geniş bir manzara açılır; burada biraz oturup dinlenmek için zaman ayırın.